Artırabilir mi, Artırabilir mi?
Kayseri’nin sabahlarını seviyorum. Havanın ilk soğuk rüzgarı tenimi gıdıklarken, içimde bir umut doğar. O umut, bazen gün boyu taşıyacağım tek şey olur. Ama o sabah, o sabah her şey farklıydı. Havanın soğukluğu, içimde bir eksiklik gibi hissettirdi. Bir eksiklik varmış gibi, hem de çok büyük. İşte o an, kafamda tek bir soru belirdi: Artırabilir mi, artırabilir mi?
Bütün gece boyunca bir şeylere odaklanmaya çalıştım, ama başaramadım. O gün, o gece, o sabah… her şeyin normal görünmesini istedim ama içimdeki o boşluk bir türlü kapanmadı. Hayatımda genellikle “her şey yolunda” demek kolaydır. Yani, bu cümle hayatımın çok büyük bir parçasıdır. Ama sabah o soruyu sordum kendime: Artırabilir mi, artırabilir mi?
İlk Buluşma, İlk Hayal Kırıklığı
Bunu, belki de ilk kez birinin bana gerçekten ne hissettirdiğini anlayınca fark ettim. Bir hafta önce, bir çarşamba günü, onu gördüm. Belki de bu kadar alışkın olmadığım bir duyguydu; belki de çok fazla zorladım. Ama o an… her şey bir anda değişti. O insan, kaybolan bir şeyi bulmuş gibi hissettirdi bana. Sanki o an, hayatımda her şey biraz daha aydınlığa kavuşmuş gibiydi. Ama sonra, düşündükçe, o kaybolan şeyin hiç var olmadığını fark ettim.
O ilk buluşma, heyecanla karışık bir hisse dönüştü. Bir hafta sonra tekrar görüştük, ama bu kez bir şeyler eksikti. O eksiklik neydi? Kendime bu soruyu sormaktan alıkoyamadım. Şimdi düşünüyorum da, belki de tek bir insanın varlığı, her şeyi değiştirecek kadar büyük bir etkiye sahip olamaz. Çünkü bazen, biz de kendi içimizde bir boşluk yaratıyoruz. İnsanlar dışarıdan gördükleri gibi “her şey yolunda” diyecekler, ama içsel olarak yıpranmış olduğumuzda, o yıpranmayı kimse görmez. Bunu kimse fark etmez.
İlk buluşma heyecanı, ikinci buluşmada yerini bir boşluğa bıraktı. O boşluğu hissettikçe, sormadan edemedim: Artırabilir mi, artırabilir mi?
Bir Adım İleri, Bir Adım Geri
O anlarda, kelimeler kendiliğinden dökülüyor gibiydi. Sohbetlerimizde her şey çok doğal ilerliyordu ama bir yerden sonra içimdeki eksikliği dolduracak bir şey bulamadım. “Bu kadar mıydı?” diye sordum. Ama bana kimse “hayır” demedi. “Her şey yolunda” dedim, ama o kadar yorgundum ki… her şeyin aslında bir yanılsama olduğunu fark ettim.
Bir akşam, oturduğumuz kafenin köşesinde, dışarıdaki ışıklar bembeyaz parlarken, düşüncelerim kararmıştı. Bu neydi? Bu bir tür boşluk muydu? Bunu anlamaya çalıştım ama başaramadım. O zaman, kalbimde bir soru daha belirdi: Artırabilir mi, artırabilir mi? Kendimi o kadar fazla zorladım ki, hislerim bazen o kadar keskinleşiyordu ki; bir yanda, onu kaybetme korkusu, diğer yanda ise umudu artırma isteği vardı. “Acaba” diye düşündüm, “bunu gerçekten geliştirebilir miyim?”
Zihnim, birbirine zıt düşüncelerle dolup taşarken, hayatımın en büyük sorusunu sordum kendime: “Gerçekten, buna değer mi?”
Çıkmaz Sokak, Ama Bir Adım Daha
Günler geçtikçe, içimdeki boşluk daha da derinleşti. Onunla geçirdiğim her anın, içimdeki kaybolan şeyi geri getireceğini düşündüm ama o olmadı. Duygularım beni terk etmişti. Hangi adımı atarsam atayım, bir duvarla karşılaşıyordum. Sonra, bir gün, o duvarı geçmek için bir şans daha denemek istedim. Ama o fırsat da bir şekilde kayboldu.
İşte o zaman, içimdeki soruyu tekrar sordum: Artırabilir mi, artırabilir mi?
Bir adım daha attım, ama her şeyin aynı hızda döndüğünü fark ettim. Kimi zaman bir şeylerin değişmesini isterken, aslında değişen sadece biz oluyorduk. Ben değiştim, ama değişen şeyler aslında eksik kalan parçalarım oldu. İçimdeki boşluk biraz daha büyüdü, ama belki de bu, beni daha gerçek yaptı. Bazen boşluklar, bir insanı daha güçlü kılabilir, değil mi? Kendi içindeki boşluğu kabullenebilmek, aslında insanı büyütür.
Kapanan Kapılar, Açılmayan Pencereler
Bir sabah, Kayseri’nin soğuk rüzgarı bir kez daha beni sardığında, bir şeye karar verdim. Bir şeyin gerçekten değişip değişmeyeceğini anlamak için önce o şeye güvenmek gerekir. Eğer bir şey “artırılabilir”se, o zaman ona gerçek anlamda sahip çıkmak, ona güvenmek gerekir. Benim sorumun cevabı şuydu: Artırabilir mi? Evet, belki bir noktada, gerçekten artırılabilir. Ama bu her zaman tek taraflı bir şey değildir. Eğer o şey karşındaki kişiye aitse, bu senin ve onun çabasına bağlıdır. Bazen, artan şey sadece zaman olur; zamanın içindeki değişim.
İçimden geçen tüm bu düşünceler, belki de hayatımdaki en karmaşık günlerden birini geçirdiğimi gösteriyordu. O an, kendi içimde bir huzur buldum. Bunu artırmak için daha fazla uğraşmam gerektiğini, ama her şeyin zamanla olması gerektiğini fark ettim. Bir şeylerin zamana ihtiyacı vardı. Bu yüzden kendime şunu söyledim: Artırabilir mi, artırabilir mi? Evet, belki de artırılabilir. Ama bazen, zamanın izin verdiği kadar artırılır. Geriye sadece sabır kalır.
Sonuç: Boşluk, Büyütür
Bir hafta sonra, her şey aynıydı. Ama bu kez daha farkında, daha olgun bir şekilde yaşıyordum. Artırılabilir miydi? Belki, ama belki de o kadar önemli değildi. Önemli olan, o boşluğu kabullenebilmek ve o boşluğu büyütürken, kendini kaybetmemekti.
Sonunda fark ettim ki, sorunun cevabını başkalarından değil, içimden bulmam gerekiyordu. Bazen artırmak zorunda değilsin. Bazen, sadece var olmak yeterlidir.