Kes Lan Sesini Ne Demek?
Hayat bazen o kadar hızlı ilerliyor ki, her şey birbirine giriyor, karışıyor. Bazen hissettiğimiz duyguların ne olduğunu bile anlamıyoruz, bazen ise bir kelime ya da bir cümle her şeyi öyle derinleştiriyor ki, tek bir anın içinde kayboluyoruz. Bugün sizlere “Kes lan sesini ne demek?” dediğim bir anı anlatacağım. Sadece bir kelime değil, bir duyguydu o, bir anda her şeyi altüst eden bir duyguydu.
O An: Kayseri’nin O Dar Sokaklarında
Kayseri’nin dar sokaklarından birinde yürüyordum. O an, sadece adımlarım ve rüzgarın sesi vardı. Her adımda biraz daha hızlanıyordum, her şeyin yavaşladığını hissediyordum. İçimden bir şeyler geçiyordu ama ne olduğunu bile bilmiyordum. Belki de sıkıldım, belki de kaybolmuş hissediyordum. Hayatımın belki de en zor dönemlerinden birindeydim. Her şey karışıktı, kafamın içindeki düşünceler birbirine girmişti. Ne yapmak gerektiğini, kiminle konuşmam gerektiğini bilmiyordum. Ya da belki de, içimde biriken birikmiş duyguların artık dışarı çıkma zamanı gelmişti.
Bir anda, köşeyi döndüm ve bir grup genç gördüm. Onların arasında tanıdık bir ses vardı. Tüm o karışık duygular bir anda yüzüme vurdu. O ses, bir zamanlar bana hayatı anlatan, her şeyin yolunda gittiğini söyleyen ses, şimdi başka birine hayal kırıklığı ve kırgınlıkla dolu bir şekilde bağırıyordu.
O Anın Başlangıcı
İçimde bir şey patladı. Sanki bir sınır vardı, bu kadarına daha fazla dayanamamıştım. Birisi gülüyor, birisi yüksek sesle konuşuyordu. Her şey bir anda artmıştı. O kadar fazla duygu vardı ki, hepsi çığ gibi büyüyordu. O anın sonunda bir ses duydum. Birinin “Kes lan sesini!” dediğini duydum. O an, sesim de tıkandı. İçimden bir şeyler çıkmaya başlamıştı ama doğru kelimeleri bulamıyordum.
Evet, “Kes lan sesini” dedim. Kimseye değil, belki de kendime. Kendimden bıkmıştım. Her şeyi kafamda o kadar büyütüp, düşündükçe düşündüm ki, bir anda o sözcükleri söylemek zorunda kaldım. O an öyle garipti ki, dünyadan dışlanmış gibi hissettim. Sesimle yalnız kaldım. Duygularımın dışa vurmasıyla, her şey öyle garip bir hal aldı ki, o kelime sanki her şeyi kesen bir duvar gibi oldu. Yavaşça bir boşluk oluştu, o karışıklık bir anda sakinleşti.
Ama arka planda hala o ses vardı. O kaybolmayan gürültü… Beni bekleyen o karmaşa. “Kes lan sesini” dediğim o an, bir şeylerin bittiğini düşündüm. Fakat düşündükçe daha da çözümsüzleşiyordu her şey. Hayal kırıklığım o kadar büyüktü ki, bu sessizlik bana hiç de iyi gelmedi. Ne yapmam gerektiğini hala bilmiyordum.
Hayal Kırıklığı ve Yalnızlık
O gürültü, sadece dışarıdaki bir ses değildi. O, bir içsel huzursuzluğun yansımasıydı. Bazen her şeyin çok yüksek olduğunu hissediyoruz. Sesler, görüntüler, düşünceler… Bir anda bir kelimeyle her şeyin ortasında kaybolmak istiyorsun. O kelime, bir rahatlama, bir boşalma gibiydi. O gürültü, sadece fiziksel bir şey değildi, içimdeki karmaşayı yansıtıyordu.
Birinin bağırmasını duymak, insanın içindeki hisleri daha da kötüleştiriyor. Onu duyduğumda, “Evet, bazen sesimi kesmek istiyorum,” dedim kendi içimde. Ne zaman sakinleşebilirim ki? Kendi hayatımda da bu kadar karışıklık vardı. Bir anda her şey ne kadar netleştiğini düşündüm ama aslında daha çok bulanıklaşmıştı. O an, “Kes lan sesini” demek, aslında kendime söylemekti.
Bazen insana hiç kimse yeterli gelmez. Hani bazen her şey kötü gider, ama yine de birinin yardımını almak zorunda kalırsın. Birinin, sana bir şeyler söylemesi gerekiyor, birinin bir şeyler anlaması… Ama o an, kendimi kimseye açmak istemedim. Sesimi susturmak istedim. Çünkü o an, gerçekten de kendimi dinlemem gerektiğini fark ettim. Ama sonra ne oldu? Sesimin sustuğu her an, içimde bir boşluk daha büyüdü.
Yalnız Değilsin Ama Yalnız Hissediyorsun
Bir hafta sonra, aynı sokakta yürürken, o gürültü ve “Kes lan sesini” dediğim an hâlâ aklımdan çıkmıyordu. Ama bir fark vardı: Artık daha fazla sesim yoktu. Her şey dışarıda, her şey sesliydi ama ben içimde bir sessizlik bulmuştum. Bu sessizlik bir rahatlık mıydı? Yoksa bu boşluk mu vardı içinde?
Zamanla fark ettim ki, bir şeyleri gerçekten dinlemek için önce kendi sesini kesmen gerekiyor. O “Kes lan sesini” sadece dışarıdaki bir gürültüye karşı değildi, bir içsel sükunete ulaşma isteğiydi. Hayal kırıklığı, o anın öfkesi ya da o çığlık, belki de içimdeki o patlamayı engellemeye çalıştığım için doğmuştu. “Kes lan sesini” dediğimde, sadece bağıran birine değil, aynı zamanda kendi iç sesime de demiştim.
Bir Dönüşümün Başlangıcı
O “Kes lan sesini” dediğim an, bende derin bir değişim başlattı. Kendime sormaya başladım: “Bunu gerçekten istiyor muyum?” O an sadece bir kelime değil, her şeyin birikmiş olduğu birikmiş duyguların patlamasıydı. Ama o an, fark ettim ki, hayal kırıklığı ve sessizlik beni bir yerlere götürebilir, ama sadece daha fazla içsel keşfe. Belki de içsel bir yolculuğa başlamam gerektiği yer burasıydı.
Sonsuza kadar o anın içinde kaybolmamak için, kelimelerimi daha dikkatli seçmeye başladım. “Kes lan sesini” dediğimde, içimdeki o öfkenin ve hayal kırıklığının bir adım öteye geçebileceğini anlamıştım. Her şeyin sonu gelmez. Kendi içimde bir duraklama yaratmak, bir yerde gerçekten kendimi bulmama yol açtı.
Sonuç Olarak
“Kes lan sesini ne demek?” aslında bir anlam taşır. O an, sadece dışarıdaki gürültüyü susturmak değil, aynı zamanda kendi içsel sesimizi dinleme zamanıydı. Çünkü bazen, dışarıdaki seslerden çok, kendi iç sesimizin ne dediğine kulak vermek gerekir. Yalnızlık, hayal kırıklığı ya da kaybolmuş hissetme, her biri içimizdeki gürültüyü ifade eder. Ve bazen tek ihtiyacımız olan şey, “Kes lan sesini” diyerek kendimize bir duraklama vermek, sonra geri dönüp gerçekten ne hissettiğimizi anlamaktır.